5 Eylül Çrş: Ege 6. Hastalık isimli bir hastalık geçirdi, ayın 12'sine kadar devam etti etkileri. İlk 4 gün sebepsiz yüksek ateş, halsizlik, iştahsızlık. Devam eden günlerde yüzde ve vücutta kırmızı lekeler ve bu lekelerin kaybolması.. O kadar hareketliyken, süt dökmüş kedi kıvamına gelen ve sürekli mızıldanan bir bebek oldu.
15 Eylül Crts: Ege ve Ada farklı bir doktor tarafından muayene edilmeye çalışıldılar. Doktor ve hastane fobileri katmerlenmiş maalesef, çığlık çığlığa geçti muayene. Keçi sütü, inek sütü, pastorize, UHT, kansızlık, sünnet, vitaminler, demir, yemek düzeni, peditus, akıntı, boy, kilo, %90, %50, çinko, oyuncak, resim, diş gıcırdatma.. Çığlık çığlıya geçtiği için kulağımda kalan söz dizileri olarak bunlar kalmış..
17 Eylül Prts: Başkent Üni Göz Muayenesi.. Kayma yok ama kızın miyop-astimatı var, 6 ay sonra bir takip kontrolü daha istendi. Oğlanda da var ama takip edilmeye değer görülmedi ondaki durum..
Yaklaşık 1,5-2 haftadır Ada, el desteği olmadan kendi kendine yürüyor evin içinde.. İkisi de ellerini kulaklarına dayayıp "alo" yapıyorlar. "Anne" demeye başladılar sonunda belli belirsiz de olsa.. Şimdilik sanat eseri sayılabilecek çizgiler çizebiliyorlar kağıtlara, onları da atmayıp saklamalı.. Sabah yumurta yemekten pek hoşlanmıyorlar artık pek nedense.. Kaşar peyniri ve ballı-limonlu ılık su içiyorlar ilginçtir.. Palamut mevsiminden istifade etmelerini sağlıyoruz imkan oldukça.. Geceler hala benim için kabus genelde, uykusuz geçen saatler, çözüm bulamadım hala bunun için.. Parktan dönerken arabalarında değil de yürüyerek eve dönmeye başladılar bu arada.. Havuz mevsimini geçen pazar kapattık, kapalı havuza götürür müyüz bilmiyorum. Dışarıya bu kadar alışmışlarken, koca bir kışı evde nasıl geçirecekler, pek bir fikrim yok. Alışveriş merkezlerine götürmeyi pek istemiyorum, tercih etmiyorum daha doğrusu.. Bakalım ne yapacağız.. Artık bıdı bıdı melodili şeyler söylemeye başladılar, sanırım kendilerince şarkı mırıldanıyorlar. En çok da pepeenin "did did did did did dit diritti" melodisini :) Dedeler bu mırıltıyı dede diye algıladıkları için seviniyorlar, biz de bozmuyoruz.. Ege büyüklerin yediklerine, içtiklerine pek meraklı.. Elimizde ne olursa.. Dikkat etmeli.. Masanın etrafında kovalamaca oynamayı çok seviyorlar.. Ege bu sıralar sürekli birşeylerin üzerine çıkıp düşme peşinde, komyonun üzerine çıkıyor akıllı, bir tarafını kırmasa iyi.. Kız balkonda çiçek yoluyor, o kadar da çiçekleri cici diye sevmesini öğretmeye çalıştığım halde.. Ananenin evindeki tavandan sarkan şıkırtılı avizeye bayılıyorlar. Balkondan demirlere tutunup yoldan geçenlere laf atmaya da..
Aklıma gelen notlar şimdilik bu kadar.. Şimdi çıkmam lazım..
ada & ege
21 Eylül 2012 Cuma
13 Temmuz 2012 Cuma
1 yaşı devirdik
Artık 12 ayı devirdik
İyice yer edindik
Edindiğimiz yerler bile az geldi
Sınırları zorlar olduk
Henüz yürüyemiyor olsak bile
Atıyoruz birkaç koşar adım
Tutunup sehpalara, koltuklara
Amacımıza doğru ilerliyoruz kolayca
Bazen popo üstü düşsek de
Yıldıramaz bizi hiçbir engel
Farkındayız herbir insanın, olayın..
Kim seviyor,
Kim kızıyor,
Kim eğlenceli,
Kim değil hepsinin farkındayız..
Anne dayanağımız, can yoldaşımız
Bütün gün kokusuna, kucağına hasret kaldığımız..
Baba eğlencemiz, uyku arkadaşımız
Kimi zaman çileden çıkardığımız..
Teyze oyun arkadaşımız
Bizi hediyelere boğan gülen yüzümüz..
Dede sabah-akşam vakit geçirdiğimiz..
Kulağını çektiğimiz..
Anane anneden sonra ilk güvenebileceğimiz
Bize verdiği emekleri ödeyemeyeceğimiz
Altımızı değiştiren, karnımızı doyuran,
Nazımızı çeken, üzerimize titreyen..
Büyüyoruz
Bazen sizi güldürüyor
Bazen de korkutuyoruz yaptıklarımızla
Tehlikeli işler peşindeyiz
Yüreğinizi ağzınıza getiriyoruz
Ama boşverin, panik yapmayın..
Tadını çıkarın bu bıdık zamanlarımızın
Yakında büyüyecek
Sevdirmek istemicez kendimizi
O zaman ararsınız bu günlerimizi..
Bizden söylemesi ;)
İyice yer edindik
Edindiğimiz yerler bile az geldi
Sınırları zorlar olduk
Henüz yürüyemiyor olsak bile
Atıyoruz birkaç koşar adım
Tutunup sehpalara, koltuklara
Amacımıza doğru ilerliyoruz kolayca
Bazen popo üstü düşsek de
Yıldıramaz bizi hiçbir engel
Farkındayız herbir insanın, olayın..
Kim seviyor,
Kim kızıyor,
Kim eğlenceli,
Kim değil hepsinin farkındayız..
Anne dayanağımız, can yoldaşımız
Bütün gün kokusuna, kucağına hasret kaldığımız..
Baba eğlencemiz, uyku arkadaşımız
Kimi zaman çileden çıkardığımız..
Teyze oyun arkadaşımız
Bizi hediyelere boğan gülen yüzümüz..
Dede sabah-akşam vakit geçirdiğimiz..
Kulağını çektiğimiz..
Anane anneden sonra ilk güvenebileceğimiz
Bize verdiği emekleri ödeyemeyeceğimiz
Altımızı değiştiren, karnımızı doyuran,
Nazımızı çeken, üzerimize titreyen..
Büyüyoruz
Bazen sizi güldürüyor
Bazen de korkutuyoruz yaptıklarımızla
Tehlikeli işler peşindeyiz
Yüreğinizi ağzınıza getiriyoruz
Ama boşverin, panik yapmayın..
Tadını çıkarın bu bıdık zamanlarımızın
Yakında büyüyecek
Sevdirmek istemicez kendimizi
O zaman ararsınız bu günlerimizi..
Bizden söylemesi ;)
23 Mart 2012 Cuma
aylardan sonra
Aylardan sonra arabalarıyla ilk gezmelerini yaptılar nihayet,21 Mart'ta hem de, günlerin uzamaya başladığı vakitte..
Diğer bir deyişle sezonu açtı bizim keratalar..
Havalar düzeldi yaa..
Bu kış çok uzun sürmüştü zaten, kar-buz dinmemişti bir türlü..
Bizim yaz çocukları eve hapsoldular Ekim sonundan beri..
Doktor dışında bir yere çıkmadılar..
Eee hal böyle olunca, komik oldu bu gezmeleri :)
Ege arabada nasıl oturulur unutmuş, tövbe arkasına yaslanmadı..
Ada her zamanki gibi yadırgamış olsa da pek çaktırmadı,
Daha olağan karşıladı durumu..
Ama nihayetinde keyifleri yerine gelmişti..
Artık sezon açılmış,
Havalar el verdiğince açık hava gezmeleri başlamıştı onlar için..
Güneş tepelerinde gezdiler kısa da olsa..
"Temiz hava çarpar adamı" söylemi de bizim miniklerin uykularını getirsin geceleri inşallah!!
Günlerdir zombi gibi dolanıyoruz ana-baba ortalıklarda..
Bir ara vermek lazım bu çılgın gece yaşamına :D
8 ay 22 gün
ilk hastalık
İlk 20 Şubatta hastalanmış bizim veletler.. Daha doğrusu 19
Şubatta hastalanmışlar ve 20’sinde kapıp hastaneye götürmüşüz. 7 ay, 19 günlüklermiş daha.. Cüzdanımdaki faturaları ayıklarken doktor faturalarıyla karşılaşınca, geçmiş de olsa bu konuya da değineyim istedim..
Hatırlıyorum
oğlan hasta diye yola çıktık o sabah, çünkü en çok mızıldayan oydu.. Boş randevu saati
kalmadığı için doktorumuzun, sadece oğlana alabilmiştik randevu. Kızı da evde
yalnız kalmasın diye götürmüştük yanımızda.. Velhasıl oğlanın ateşi ölçüldü,
36,9.. Hadi bir de kızın ateşine baktıralım dedik, 38 çıkmasın mı.. O sessiz
sedasız hastalığının çilesini çekmekteymiş meğer.. Bir yandan öksürüp
tıksırırlar, bir yandan burunları akar çeşme misali, diğer yandan ateş.. Allah
beterinden saklasın ama el kadar bebelerin bu halini görmek ve birşey yapamamak
da yürek parçalayıcı!! Hastalığın devam ettiği o 10 gün ömrümden ömür
gitti.. İştahları kapandı, ne birşey yemek istiyorlar ne de içmek.. Nefes
alamadıkları için doğru dürüst birşey yiyip içmek de işkenceydi onlar için.. Buna rağmen yine de dirayetli davrandılar çoğunlukla..
Pedatus şurup, Sinomarin deniz suyu ve Otri.. gibi bir burun
spreyiyle antibiyotiğe başlamadan işi kurtarmaya çalıştık.. İlaç saatleri işkence gibiydi onlar için.. Gözlerini kapatıp sinomarin ve diğer burun spreyini sıkmaya çalışırdık.. Ona rağmen nasıl bir feryat-figan.. Şişeyi elime aldığım an uzaktan görüp başlıyorlardı mızıldanmaya.. İşlem bitince göz yaşları eşliğinde bebek dilinde kızılıyordu bir güzel anneye, hem de ne kızma.. Neler diyorlardı kim bilir.. Off ooffff!! Elden ne gelirdi ki.. Pekmez, karabiber,
zencefil gibi doğal şifa kaynaklarıyla destekledik, bol bol banyo yaptırdık ki
burunları açılsın.. Ertesi hafta hastalıklarını bana ve ananeye satarak az
biraz daha kendilerine geldiler ama bu sefer biz tekrar onlara mı
bulaştıracağız paranoyasına kapıldık ister istemez.. Neyse ki korktuğumuz
olmadı..
Kendi kendine bu virüs ortaya çıkmadı elbet.. Yani el kadar
bebede grip virüsü durduk yerde ortaya çıkamayacağı gibi üşütmek ya da soğuk
almak gibi nedenlerle de çıkamazdı.. Birilerinden bulaşmıştı işte.. Demem o ki,
biz yetişkin insanlar olarak hasta olduğumuz halde ya da hasta olacağımızı
hissettiğimiz halde o korunmasız kuzulara sevmek amaçlı yaklaşıyorsak bu
bencillikten başka birşey değildir.. Gerçek sevgi “hasta değilim canım bomba
gibiyim” diyerek, hastalığını gizlemeye çalışıp bebekleri öpüp koklamakla değil de; “kendimi
pek iyi hissetmiyorum, ne olur ne olmaz, uzaktan seveyim bu sefer, aman onlara birşey
olmasın” dürtüsü ve tavrıyla hareket etmeyi gerektirir.. Kimse alınıp
gücenmesin, doğruya doğru, bu böyle.. İnsan nasıl kıyabilir onlara..
5 Mart 2012 Pazartesi
adanın incileri
Geçen hafta hemen hemen her gece bir sıkıntıyla uyandı durdu.
Uykudan ağlayarak uyandı, çığlık atarak uyandı..
Meğer alt ön taraftaki iki dişin işiymiş bunlar..
Geçen hafta görünürde olmayan 2 diş el yordamıyla kendini hissettirse de
Bu hafta artık ortaya çıkmış durumdalar..
Ama sancılar dinmemiş olacak ki
Gece boyunca mızıldanıp durdu,
Yanımdan bir an olsun ayrılmadı
Yatağında yatmadı
Doğru düzgün uyumadı
Geçecek
Bu da bitecek..
8 ay 5 gün
2 Şubat 2012 Perşembe
ege'nin diş sancıları
Oğlanın sol alt köşede dişi çıkmış, anlamamışız.. Yaklaşık 2 haftadır sürekli bir naz-niyaz durumu vardı zaten.. Ağlarken gülüyor; gülerken ağlıyor.. Uykusunda sürekli uyanıyor.. Uykuya zor geçiyor, geçse de hemen uyanıyor.. Yalnız başına kalamıyor hiçbir yerde.. Hırçın ve sürekli canı sıkkın.. Özünde de var bu özelliklerin bir kısmı ya neyse..
Bunun dışında..
"Ne verirsek verelim yediği için doyma ve tat alma duyusunun olmadığından şüpheleniyorum"
dedim doktorumuza, "Hımmm tabii şu an derdini anlatacak seviyede olmadığı için
bilemeyiz" dedi.. :D
Kısaca iyiler maşallah, fena değiller..
7 ay 1 gün
7 ay 1 gün
7 ay bitti
Dün itibariyle 7. ayımızı bitirdik ve bugün de kontrollerimiz için doktorumuza gittik.
Geçen ay geçmiş olduğumuz katı gıda listesine bugün yeni eklentiler yapıldı..
Artık balık yiyebileceğiz..
Zeytin yiyebileceğiz, elbette kabuksuz ve çekirdeksiz :)
Zeytinyağına banılmış ekmekçikler de yiyebileceğiz..
Aslında hemen hemen herşeyi yiyebilecekmişiz..
Peki neleri yiyemeyeceğiz?
Bal
Patlıcan
Gelecek aydan itibaren de portakal ve mandalina yiyebileceğiz..
Izgara köfte yiyebileceğiz..
Kuru fasulye ve nohut yiyebileceğiz, yine kabukları soyulmuş halde..
Bizim minik bezelyeler zaten biz ne yesek ona gözlerini diktikleri için, onlar için özel yemek hazırlamıyoruz genelde..
Kendimize hazırladıklarımızdan onlar için uygun olanlar varsa onları veriyoruz zaten..
Neler mi favorileri?
Ege genelde yemek ayırt etmemekle birlikte yine de ikisinin ortak favorileri var.. :)
Kıymalı ya da kıymasız tarhana çorbası
Tavuk suyuna tel şehriye çorbası
Patates yemeği
Sulu köfte
Kayısı hoşafı
Yoğurt
Muz
Armut
...
Günler, haftalar, aylar geçiyor.. Onlar büyüyor..
Yaşam şartları ve şu günlerde yaşamış olduğum tatsızlıklar onların büyümelerini izlememe ve bunun tadını çıkarmama mani olsa da zaman zaman, ileride "onların miniklik günlerini gönlümce yaşayamadım" dememek için çabalıyorum.. Tadını çıkarmaya çalışıyorum, onlarsız geçen iş hayatımda her ne yaşıyor olursam olayım..
7 ay 1 gün
Geçen ay geçmiş olduğumuz katı gıda listesine bugün yeni eklentiler yapıldı..
Artık balık yiyebileceğiz..
Zeytin yiyebileceğiz, elbette kabuksuz ve çekirdeksiz :)
Zeytinyağına banılmış ekmekçikler de yiyebileceğiz..
Aslında hemen hemen herşeyi yiyebilecekmişiz..
Peki neleri yiyemeyeceğiz?
Bal
Patlıcan
Gelecek aydan itibaren de portakal ve mandalina yiyebileceğiz..
Izgara köfte yiyebileceğiz..
Kuru fasulye ve nohut yiyebileceğiz, yine kabukları soyulmuş halde..
Bizim minik bezelyeler zaten biz ne yesek ona gözlerini diktikleri için, onlar için özel yemek hazırlamıyoruz genelde..
Kendimize hazırladıklarımızdan onlar için uygun olanlar varsa onları veriyoruz zaten..
Neler mi favorileri?
Ege genelde yemek ayırt etmemekle birlikte yine de ikisinin ortak favorileri var.. :)
Kıymalı ya da kıymasız tarhana çorbası
Tavuk suyuna tel şehriye çorbası
Patates yemeği
Sulu köfte
Kayısı hoşafı
Yoğurt
Muz
Armut
...
Günler, haftalar, aylar geçiyor.. Onlar büyüyor..
Yaşam şartları ve şu günlerde yaşamış olduğum tatsızlıklar onların büyümelerini izlememe ve bunun tadını çıkarmama mani olsa da zaman zaman, ileride "onların miniklik günlerini gönlümce yaşayamadım" dememek için çabalıyorum.. Tadını çıkarmaya çalışıyorum, onlarsız geçen iş hayatımda her ne yaşıyor olursam olayım..
7 ay 1 gün
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

