23 Mart 2012 Cuma

ilk hastalık


İlk 20 Şubatta hastalanmış bizim veletler.. Daha doğrusu 19 Şubatta hastalanmışlar ve 20’sinde kapıp hastaneye götürmüşüz. 7 ay, 19 günlüklermiş daha.. Cüzdanımdaki faturaları ayıklarken doktor faturalarıyla karşılaşınca, geçmiş de olsa bu konuya da değineyim istedim.. 

Hatırlıyorum oğlan hasta diye yola çıktık o sabah, çünkü en çok mızıldayan oydu.. Boş randevu saati kalmadığı için doktorumuzun, sadece oğlana alabilmiştik randevu. Kızı da evde yalnız kalmasın diye götürmüştük yanımızda.. Velhasıl oğlanın ateşi ölçüldü, 36,9.. Hadi bir de kızın ateşine baktıralım dedik, 38 çıkmasın mı.. O sessiz sedasız hastalığının çilesini çekmekteymiş meğer.. Bir yandan öksürüp tıksırırlar, bir yandan burunları akar çeşme misali, diğer yandan ateş.. Allah beterinden saklasın ama el kadar bebelerin bu halini görmek ve birşey yapamamak da yürek parçalayıcı!! Hastalığın devam ettiği o 10 gün ömrümden ömür gitti.. İştahları kapandı, ne birşey yemek istiyorlar ne de içmek.. Nefes alamadıkları için doğru dürüst birşey yiyip içmek de işkenceydi onlar için.. Buna rağmen yine de dirayetli davrandılar çoğunlukla..

Pedatus şurup, Sinomarin deniz suyu ve Otri.. gibi bir burun spreyiyle antibiyotiğe başlamadan işi kurtarmaya çalıştık.. İlaç saatleri işkence gibiydi onlar için.. Gözlerini kapatıp sinomarin ve diğer burun spreyini sıkmaya çalışırdık.. Ona rağmen nasıl bir feryat-figan.. Şişeyi elime aldığım an uzaktan görüp başlıyorlardı mızıldanmaya.. İşlem bitince göz yaşları eşliğinde bebek dilinde kızılıyordu bir güzel anneye, hem de ne kızma.. Neler diyorlardı kim bilir.. Off ooffff!! Elden ne gelirdi ki.. Pekmez, karabiber, zencefil gibi doğal şifa kaynaklarıyla destekledik, bol bol banyo yaptırdık ki burunları açılsın.. Ertesi hafta hastalıklarını bana ve ananeye satarak az biraz daha kendilerine geldiler ama bu sefer biz tekrar onlara mı bulaştıracağız paranoyasına kapıldık ister istemez.. Neyse ki korktuğumuz olmadı..

Kendi kendine bu virüs ortaya çıkmadı elbet.. Yani el kadar bebede grip virüsü durduk yerde ortaya çıkamayacağı gibi üşütmek ya da soğuk almak gibi nedenlerle de çıkamazdı.. Birilerinden bulaşmıştı işte.. Demem o ki, biz yetişkin insanlar olarak hasta olduğumuz halde ya da hasta olacağımızı hissettiğimiz halde o korunmasız kuzulara sevmek amaçlı yaklaşıyorsak bu bencillikten başka birşey değildir.. Gerçek sevgi “hasta değilim canım bomba gibiyim” diyerek, hastalığını gizlemeye çalışıp bebekleri öpüp koklamakla değil de; “kendimi pek iyi hissetmiyorum, ne olur ne olmaz, uzaktan seveyim bu sefer, aman onlara birşey olmasın” dürtüsü ve tavrıyla hareket etmeyi gerektirir.. Kimse alınıp gücenmesin, doğruya doğru, bu böyle.. İnsan nasıl kıyabilir onlara..

8 ay 22 gün

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder